Rize Çay Bardağı Heykeli Nerede? Şehrin Yeni Simgesini Yakından Tanıyın Rize’nin çayla özdeşleşen kimliğine güçlü bir kentsel simge ekleyen dev çay bardağı heykeli, şehir merkezinde Karadeniz kıyısındaki sahil dolgu alanı üzerinde yer alan Çay Çarşısı kompleksinin tam kalbinde yükselir. Proje, yalnızca “fotoğraf ver” bir yapı değil; çayın kültürel hafızasını, turizmi ve kent imajını aynı potada buluşturan çok işlevli bir kamusal mekân olarak tasarlandı. Konum, Rize Merkez’de sahil bandına yürüme mesafesinde; koordinatlar ise literatürde 41.02889°K, 40.51833°D olarak verilir. :contentReference[oaicite:0]{index=0} Adım Adım Konum: Şehir Merkezinden Sahile Heykele ulaşmak için rotanızı Rize şehir merkezinden sahil yoluna çevirmeniz yeterli. Çarşı AVM ve merkez kıyı…
2 YorumEtiket: bir
Nasıl Zarf mı Zamir mi? Ekonomik Tercihlerin Dilbilgisel Dengesinde Bir Analiz Bir ekonomist için her şey, kıt kaynaklar ve bu kaynakların nasıl kullanıldığıyla ilgilidir. “Nasıl zarf mı zamir mi?” sorusu ilk bakışta dilbilgisel bir mesele gibi görünür; fakat derinlemesine düşünüldüğünde, bu soru ekonomi biliminin kalbinde yatan bir ikilemi temsil eder: Tanımlamak mı, yoksa yönlendirmek mi? Ekonomide de aynı şekilde, bireyler ve toplumlar yalnızca “neye” sahip olduklarını değil, “nasıl” hareket ettiklerini tanımlamak zorundadır. Piyasa Dinamiklerinde “Nasıl”ın Ekonomik Anlamı Piyasalar yalnızca arz ve talep arasında işleyen mekanik sistemler değildir; aynı zamanda insan davranışlarının, beklentilerin ve algıların harmanlandığı dinamik bir dildir. Bu dilin…
2 YorumKimlerin Grev Hakkı Var? Edebiyatın Sessiz Direnişi Üzerine Bir İnceleme Kelimelerin Grevi: Bir Edebiyatçının Girişi Edebiyatın en derin damarında, sessiz bir direniş vardır. Her cümle, her karakter, her anlatı bir itiraz biçimidir. “Kimlerin grev hakkı var?” sorusu, ilk bakışta hukuksal bir tartışma gibi görünse de, bir edebiyatçının gözünde bu soru, insanın susmayı reddetme hakkını anlatır. Çünkü kelimeler de zaman zaman greve gider; sessizleşir, küser, susturulur. Ama sonra, bir metnin içinde, bir karakterin kalbinde yeniden ayağa kalkar. Grev, bir eylem biçiminden çok bir anlatıdır. Edebiyat, o anlatının estetik ifadesidir. Tıpkı bir işçinin emeğini durdurarak görünür kılması gibi, yazar da kelimelerini durdurup…
2 YorumGümrük Hangi İle Bağlı? Felsefi Bir Bakış Filozof Bakışıyla Başlangıç Felsefi düşüncenin kökeninde, insanın dünyayı anlamaya çalıştığı derin sorgulamalar yer alır. Her şeyin ötesinde, insan, bağlamları, sınırları ve sınanabilirlikleri sorgular. Bugün, basit bir soru gibi görünen “Gümrük hangi ile bağlı?” sorusu üzerinden, toplumsal yapıları, bireylerin kimliklerini ve devletin rolünü tartışmayı amaçlıyoruz. Gümrük, fiziksel olarak bir yerleşim yerinin, bir ilin ya da bir bölgenin sınırında yer alabilir. Ancak daha derin bir bakış açısıyla, gümrüğün hangi ile bağlı olduğu, yalnızca coğrafi değil, aynı zamanda etik, epistemolojik ve ontolojik açılardan da sorgulanması gereken bir mesele olarak karşımıza çıkar. Filozof bakış açısıyla, gümrüğün bağlı…
2 YorumGörümce Ne Denir? Akrabalığın Sembolik Dili Üzerine Antropolojik Bir Yolculuk Bir antropolog olarak dünyanın farklı köşelerinde akrabalık ilişkilerinin nasıl tanımlandığını incelediğinizde, her toplumun kendine özgü bir “akrabalık dili” yarattığını görürsünüz. Bu dil, yalnızca biyolojik bağları değil, toplumsal değerleri, güç dengelerini ve kimlikleri de yansıtır. Türk kültüründe bu dilin en dikkat çekici kavramlarından biri görümcedir. Ama soralım: Görümce ne denir? Bu kelime yalnızca “erkeğin kız kardeşi” anlamına mı gelir, yoksa çok daha derin bir toplumsal sembol mü taşır? Görümce Ne Demek? TDK ve Kültürel Çerçeve Türk Dil Kurumu’na göre “görümce”, “erkeğin kız kardeşi” anlamına gelir. Ancak antropolojik açıdan bakıldığında bu tanım,…
2 YorumGörsel İşitsel Öğretim Hareketi Nedir? Tarihsel Bir Bakışla Eğitimde Dönüşümün İzinde Bir Tarihçinin Gözünden: Geçmişin Sesi, Günümüzün Ekranları Tarihçi olarak her dönemin kendine özgü bir öğretme biçimi olduğunu bilirim. Orta Çağ’da bilgi, kilise duvarlarına kazınan ikonalarla aktarılırdı; 19. yüzyılda kara tahtalar ve tebeşirle; 20. yüzyılın ortalarından itibaren ise bir dönüşüm başladı: görsel işitsel öğretim hareketi. Bu hareket, insanın öğrenme biçimlerini kökten değiştiren, duyuların eğitime dahil edilmesini savunan bir zihniyet devrimiydi. Görsel-işitsel öğretim, yalnızca bir pedagojik yöntem değil; aynı zamanda insanın dünyayı anlama biçiminde meydana gelen modern bir kırılmanın yansımasıdır. Çünkü görselin gücüyle sözü, işitselin etkisiyle bilinci birleştiren bu hareket, eğitim…
2 YorumGrek Hangi Ülke? Bir Psikoloğun Meraklı Gözünden “Kimlik” ve “Aidiyet” Üzerine Bir Yolculuk Bir psikolog olarak insan davranışlarını anlamaya çalışırken sık sık şunu fark ederim: bir ülkeyi tanımlama biçimimiz, aslında kendimizi tanımlama biçimimizdir. “Grek hangi ülke?” sorusu kulağa basit bir coğrafi sorgu gibi gelse de, aslında insan zihninin derinlerinde yatan kimlik, aidiyet ve anlam arayışı üzerine bir davettir. Bu yazıda, Grek (Yunan) kimliğini bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji merceklerinden inceleyerek; “ülke” kavramının, insan zihninde nasıl bir psikolojik temsil oluşturduğunu çözümleyeceğiz. — Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Zihin Ülke Kavramını Nasıl Kodlar? Bilişsel psikolojiye göre insan zihni, dünyayı anlamlandırmak için sürekli olarak kategoriler…
2 YorumBir hikâye paylaşmak istiyorum seninle… Çünkü bazen en basit bir bilgi, birinin hayatına dokunacak kadar derin olabilir. Belki sen de kendine şu soruyu sormuşsundur: “D vitamini ve kalsiyum aynı anda kullanılır mı?” İşte bu sorunun cevabını, iki farklı dünyanın insanı olan Derin ve Mert’in hikâyesinde bulacaksın. Bir Kış Sabahı Başlayan Hikâye Derin, soğuk bir kış sabahında camın buğusuna kalp çizmişti. İçinde bir yorgunluk vardı; ne kadar uyursa uyusun, uyanınca hâlâ bitkin hissediyordu. Doktorun söylediği şey basitti: “D vitamini seviyen çok düşük, kalsiyum da yetersiz.” Yanında oturan eşi Mert, hemen telefonuna not aldı. “Tamam,” dedi stratejik bir tonla, “sabahları D vitamini,…
2 YorumAçlık Otu Çayı Ne Zaman İçilmeli? Ekonomik Bir Perspektiften Bireysel ve Toplumsal Analiz Bir ekonomist için dünya, sınırlı kaynaklarla sonsuz ihtiyaçların buluştuğu bir denge oyunudur. Bu denge, yalnızca makroekonomik düzeyde değil, bireysel tercihlerde de kendini gösterir. Günümüzde açlık otu çayı gibi doğal takviyelerin popülerleşmesi, aslında bireysel kararların ve toplumsal eğilimlerin ekonomi bilimiyle ne kadar iç içe geçtiğini gösterir. Çünkü her seçim, bir “fırsat maliyeti” doğurur — yani bir şeyi seçtiğimizde, başka bir şeyden vazgeçmiş oluruz. Bu durumda soru şudur: Açlık otu çayı ne zaman içilmeli, ve bu seçim ekonomik olarak ne anlama gelir? Tüketici Davranışları ve Zamanlama: Ekonomik Kararların Görünmeyen…
2 Yorum6 Şubat 2024 Ne Kandili? – Mizahın, Maneviyatın ve Kültürel Kaçamakların Buluştuğu Gün! Bazı günler vardır, takvimde minicik bir tarih gibi görünür ama aslında büyük anlamlar taşır. İşte 6 Şubat 2024 de onlardan biri. Ama itiraf edelim, hepimiz o günü yaklaşırken şöyle bir sorguya düşmüşüzdür: “Acaba bugün ne kandiliydi? Yoksa yine unuttum da annem bana ‘Oğlum/kızım hiç mi dua etmezsin!’ diye mesaj mı atacak?” Endişelenmeyin! Hem bilgileneceğiz hem de bolca güleceğiz. Çünkü kandil sohbeti bu kez biraz mizahla karışık! 6 Şubat 2024: Miraç Kandili ve Gökyüzüne Doğru Ruhani Bir Yolculuk Öncelikle cevapla başlayalım: 6 Şubat 2024, İslam dünyası için çok…
2 Yorum